top of page

Arama Sonuçları

65 öge bulundu

Hizmetler (2)

  • Online Terapi

    Uzm. Psk. Malik Kubilay Çadırcıoğlu ile Skype üzerinden gerçekleştirilecek bir saatlik görüşme seansı almak için Randevu al seçeneğini kullanabilirsiniz. İletişim: +1 437 256 9397 (Kanada numarasıdır. Whatsapp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.)

  • Online Terapi

    Uzm. Psk. Duygu Çankaya Çadırcıoğlu ile Skype üzerinden gerçekleştirilecek 50 dakikalık görüşme seansı almak için Randevu al seçeneğini kullanabilirsiniz. İletişim: +1 437 255 3602 (Kanada numarasıdır, Whatsapp üzerinden iletişim kurabilirsiniz.)

Hepsini Görüntüle

Blog Yazıları (51)

  • Battı Balık Yan Gider Etkisi

    Hepimizin değiştirmek ya da düzenlemek istediği davranışlar vardır. Bunlar; sigarayı bırakmak, kilo vermek, verilen görevleri düzenli çalışarak zamanında bitirmek olabilir. Örneğin diyete başladınız. Her şey yolunda ancak bir arkadaş toplantısına katıldınız ve birbirinden lezzetli ikramların arasından afiyetle bir dilim kek yediniz. O dilimi yedikten sonra kendinize ne söylersiniz? ‘O kadar emeğim boşa gitti.’, ‘Hiçbir şeyi başaramayacağım.’, gibi KENDİNİZİ SUÇLAYICI bir tutum izlerseniz arkadaş toplantısından ayrıldıktan sonra kalorili besinlere yönelmeniz veya diyeti tamamen bırakmanız olası olacaktır. What-The-Hell Effect olarak bilinen bu etkiyi dilimize ‘Battı Balık Yan Gider’ etkisi diye çevirebiliriz diye düşündük. Bu etki planlanan hedefi sekteye uğratacak bir davranış sergilediğimizde kendimizi suçlayıcı bir tutumla tüm planı iptal etmek diye tanımlanmaktadır. Herkes hata yapar ve hedefleriyle çelişecek davranışlarda bulunabilir. Burada problemi oluşturan bu davranış değil, hedeflerle uyuşmayan davranışımızı ele alış şeklimizdir. Hedefinizle uymayan bir davranış gerçekleştirdiğinizde pişmanlık ve suçluluk duygularına kapılarak battı balık yan gider, ne olacaksa olsun demek yerine; 1. Kendinizi nasıl hissettiğinize odaklanın. Nasıl hissediyorum? Neye ihtiyacım var? İçimdeki kendini suçlayan çocuğu nasıl teselli edebilirim? Bu sorulara vereceğiniz yanıtlar farkındalık kazanmanızı sağlayacaktır. 2. Herkes hata yapabileceğini unutmayın. İnsanız ve kusurlarımız var. Herkes zaman zaman hedefleriyle çelişen davranışlar sergileyebilir. Yetiştirmesi gereken işleri olan bir kişi önemli görevlerini erteleyip tüm gününü televizyon karşısında geçirebilir. Sigarayı bırakmak isteyen bir kişi ikinci haftanın sonunda yeniden bir sigara içebilir. Bu davranışlar o kişinin tamamen hatalı veya yanlış olduğunu değil, değişim yolculuğunda olduğunu gösterir. 3. Aynı davranışları bir arkadaşınız yapsa ona nasıl yaklaşacağınızı düşünün. Planları ve hedefleri dışında davranan arkadaşınıza karşı da aynı derece suçlayıcı ve düşmanca bir tavır mı takınırdınız? Yoksa bu davranışların hedefe giden yolun bir parçası olabileceğini, herkesin hata yapabileceğini mi söylerdiniz? Diğerlerine gösterdiğimiz özen ve şefkati kendimize de gösterdiğimizde suçluluk yerini anlayışa bırakacak ve hedefe ulaşma motivasyonumuzu korumamızı sağlayacaktır. Değişim bir süreçtir ve bu süreç bir çizgi gibi dümdüz ilerlemez. Gerilemeler, dalgalanmalar, başarısızlıklar mutlaka olur. Bu gerileme ve başarısızlıkları her insan kadar ben de yaşayabilirim ve bu çok normal. Yazının başındaki örneğe tekrar göz atarsak, o keki yedikten sonra iç konuşmanızı nasıl düzenleyebilir, kendinize farklı olarak neler söyleyebilirsiniz?

  • Öz Saygı ve Öz Şefkat Üzerine

    Bugün, birçoğunuzun sıkça duyduğu, ancak derinlerde ne anlama geldiğini belki de bilmediği iki temel psikolojik kavramdan bahsedeceğim. Bu kavramlar, hem ruh sağlığı uzmanları tarafından, hem de psikoloji ile az çok ilgilenen birçok insan tarafından takip edilen ve psikolojik iyi oluş ile, yani ruh sağlığı ile ilişkilendirilmiş yaygın kavramlardır. Ancak ben bu yazıda tarafımı belli ediyorum ve her iki kavramı birbiriyle çarpıştırarak, hangisinin neden daha işlevsel olabileceğini anlatmak istiyorum. Bu yazıyı okuduktan sonra, öz saygınız artmayacak, ya da kendinize daha şefkatli olmayacaksınız. Ancak umarım ki, bu kavramları nasıl ele almanız gerektiği ve size hangisi üzerinde çalışmanın daha iyi geleceğiyle ilgili fikirler edinebileceksiniz. Öncelikle öz saygı kavramından başlayalım. Öz saygı sizin için ne demek? Birkaç dakika düşünün isterim. En basit haliyle kişinin kendine saygı duymasıdır dediğinizi duyar gibiyim. Gayet de güzel bir tanım aslında. Burada bizim için önemli olan aslında saygı kelimesinden ne anladığımız sanırım. Saygı ne demektir? Başkalarına ya da kendimize hangi koşullarda saygı duyarız? Saygı duymak için kriterlerinizin neler olduğunu düşünün bir de bakalım. Ama sözde kalmasın, davranışlarınıza, uygulamalarınıza da bakın. Kimlere saygı gösteriyorsunuz, kimlere saygıyla bakıyorsunuz? Sizi bilmem ama, dünyadaki insanların birçoğu, başarıya, entelektüeliteye, güce, zekaya, güzelliğe, paraya ve seçkinliğe saygı duyuyor. Henüz ilk okulda çocuklar, iyi not alan arkadaşlarına saygı duyarlar. Ergenlikte güzel olana, karizmatik olana karşı saygı artar. Üniversitede entelektüelite çok değerlidir. Yetişkin hayatında ise makam, mevki ve hayat başarısı dikkat çekmeye ve saygı görmeye başlar. Çok genel konuştuğumun farkındayım, sadece üstün körü bir fikir vermek niyetindeyim. Tekrar gelelim öz saygıya, yukarıdaki paragrafı ve kendi saygı değerlerinizi ele aldığınızda, kendinize hangi durumlarda saygı duyuyorsunuz? Kendinize duygularınızla, düşüncelerinizle ve davranışlarınızla, koşulsuz bir saygı sunabiliyor musunuz? Yoksa tıpkı diğer insanlara karşı olduğu gibi, kendinize karşı da belirli saygı kriterleriniz var mı? Gözlemlerimize ve araştırmalara göre, insanlar genellikle kendisine saygı duyabilmek için, diğer insanlara karşı geliştirdikleri saygı kriterlerini ve hatta daha fazlasını kendilerine uyguluyorlar. Bu nedenle kendimizi aslında koşullu bir şekilde seviyor hale geliyoruz. Bazı şeyleri kendimize kelimelerle ifade etmiyoruz belki ama, davranışımız bizi ele veriyor. Bazılarımız kendine başarı kriterlerine göre saygı duyuyor. İyi bir işe giremezse öz saygısı azalıyor. Bazılarımız kendi inancını veya görüşünü çok önemsiyor ve bunlara diğer insanların değer vermediğini gördüğünde öz saygısı azalıyor. Bazılarımız maddi gücü önemsiyor ve bir şeyi alamadığında öz saygısı düşüyor. Bu liste sonsuza kadar uzar gider. Bazılarımız ise, elinde herşeyi olsa dahi öz saygısını yükseltemeyebiliyor. Dışarıdan bakıldığında saygı duyulan biri olmak, öz saygımızın yüksek olduğu manasına asla gelmiyor. Öyle ya da böyle, öz saygı bizim için önemli bir psikolojik değişken. Düşük öz saygı, depresyonla, anksiyete ile yakından ilişkili. Bunun içten içe farkındayız ki, öz saygımızı korumak ya da yükseltmek için ilginç çabalara giriyoruz. Bir anket çalışmasında katılımcılara diğer insanların ortalamasından iyi araba kullanıp kullanamadıkları sorulmuş. Objektif bir beyan durumunda sonuç muhtemelen yüzde 50 civarında olurdu. Peki bu anket sonucunda kaç kişi kendini ortalamanın üstünde birer şoför olarak görmüş dersiniz? Yaklaşık %80. Bu değer, bireylerin öz saygı yükseltme çabasını gösteriyor olabilir. Daha doğru kararlar aldığımıza inanmak, daha mantıklı olduğumuzu düşünmek, en doğru inanca sahip olduğumuzu düşünmek, haklı olduğumuzu düşünmek, başarılı olduğumuzu düşünmek, kültürlü olduğumuzu düşünmek, akıllı-güzel-zeki-iyi kalpli vs. olduğumuzu düşünmek, doğruluk payı olsa da bir yandan da öz saygı yükseltme çabası olarak karşımıza çıkabiliyor. Tabi bu iyi ya da kötü demek istemiyorum. İnsanın kendisini beğenmesi, kendisiyle gurur duyması güzel şeyler. Ancak öz saygıya bu kadar önem vererek ya da saygı kriterlerimizi yanlış yöneterek aslında kırılganlaşabiliyoruz da. Küçük bir başarısızlıkta kendimize çok fazla yüklenmek, etrafımızdaki insanlar bizimle aynı şeyi düşünmediğinde kendimizi çok kötü hissetmek, reddedildiğimizde acı çekmek… Her biri öz saygının bizi ne kadar kırılgan hale getirdiğini gösteriyor sanırım. Öz saygıyı çok konuştum. Artık alternatif bir kavramı tanıtma vakti geldi. Öz Şefkat. Bundan 20 yıl öncesine kadar, Öz Saygı en önemli psikolojik kavramlardan bir tanesiydi aslında. Ancak günümüze gelindiğinde, bu kavramın bireyleri kırılganlaştırdığı, her ne kadar psikolojik sağlıkla ilişkili olsa da, psikolojik sağlığa müdahale etmek için en kolay ve en işlevsel yol olmayabileceği konuşulmaya başlandı. Öz saygıya alternatif çeşitli kavramlar ortaya atıldı ki her biri bence çok değerli. Ancak bugün öz-şefkati ele alacağım. Bunun nedenlerinden bir tanesi, öz şefkatin her zaman geliştirilebilecek olması, bir diğeri ise sağlıklı bir ruhsal durum vadedmesi diyebilirim. Şimdi kimlere karşı şefkat besliyorsunuz bir düşünün isterim. Hangi durumlarda, hangi zamanlarda ve hangi ortamlarda? Şefkat beslediğiniz zamanlarda diğerlerine nasıl davranıyorsunuz, neler söylüyorsunuz, nasıl yaklaşıyorsunuz? Ben kendimi düşünürsem eğer, bir insan (bazen de hayvanlar) herhangi bir yardıma ihtiyaç duyduğunda, üzgün hissettiğinde, acı çektiğinde şefkat iç güdülerim harekete geçiyor. Onlara nasıl yardım edebileceğimi, elimden ne geleceğini ve nasıl yaklaşmam gerektiğini düşünüyor ve mümkünse harekete geçiyorum. Acılarını anlamak, onları dindirmek için bir şeyler söylemek, ya da varlığımı hissettirmek yaptığım şeylerin arasında yer alıyor. İşe yarasın ya da yaramasın, o anda şefkat göstermek ve ihtiyaç duyan kişinin yanında olmak bana değerli ve önemli gözüküyor. Tahmin ediyorum ki, birçoğunuz benimle benzer deneyimlere sahip. Sokakta gördüğümüz bir kediye su vermek, mama vermek ve onu okşamak bir şefkat göstergesidir. Bu nedenle çok iyi biliyorum ki biz aslında şefkati hayatının her anında taşıyan bir kültüre sahibiz. Gördüğünüz üzere, saygı koşullu iken, şefkat çoğu zaman koşulsuzdur (her ne kadar sevdiğimiz, sempati gösterdiğimiz ya da bize benzeyen kişilere daha fazla şefkat gösterme eğilimimiz olsa da). Saygı çoğu zaman zaten iyi durumda olan insana gösterilir, ancak şefkat ihtiyaç doğduğunda ortaya çıkar. İsminden de anlaşılacağı üzere, öz şefkat, kendimize şefkat göstermektir. Öz şefkatin 3 temel kategorisi bulunur. Bilinçli farkındalık, ortak insanlık hissiyatı ve nezaket. Bu bileşenlerin ayrıntısına, ve öz şefkatin nasıl geliştirilebileceğine dair ilerleyen zamanlarda bir yazı yazabilirim. Ancak şimdilik daha fazla uzatmak istemiyorum. Öz şefkat de tıpkı öz saygı gibi, bizim psikolojik iyi oluşumuzu olumlu yönde etkileyen önemli bir psikolojik değişken. Başarı kriterlerimizden, ne kadar iyi ve başarılı olduğumuzdan daha az etkilenen, ve ihtiyaç duyduğumuzda yardımını alabileceğimiz bir beceri. Toplumsal saygınlık kriterlerinden etkilenmiyor olması ise bence en önemli artılarından bir tanesi. Uzun lafın kısası, öz saygı her ne kadar psikolojik iyi oluşumuz üzerinde etkili bir değişken olsa da, öz saygımızı değerlendirirken ağır kriterler belirleyebiliyor ve kendimizi başarımıza göre sınıflandırabiliyoruz. Koşulsuz bir öz saygı sağlamak, çoğu durumda pek kolay olamayabiliyor. Bu nedenle öz saygımızı yükseltme çabaları, sonu olmayan upuzun bir yola dönüşebiliyor. Benim, ve benim gibi düşünen birçok psikoloğun önerisi ise, öz saygı yerine öz şefkate odaklanmak ve kendimize ihtiyaç duyduğumuzda koşulsuz olarak sevgi, anlayış ve şefkat göstermek. Şefkat, saygı gibi ağır kriterleri olan ve koşula bağlı bir duygu değildir. Diğer yandan, aynı saygı gibi, insanın duygu durumuna çok iyi gelir. Birinden ya da kendimizden şefkat alabildiğimizde, ve bunu sürekli yapabildiğimizde, kendimizi nasıl hissettiğimiz ve davranışlarımız olumlu yönde değişecektir. Son olarak şunu ifade etmek önemli olabilir. Öz saygının bazı durumlarda işlevsiz oluşunun nedeni, kendimize saygı duyma kriterlerimizin olması gerekenin üstünde olması olabilir. Bu nedenle aslında öz-saygı değişkenini sağlıklı bir şekilde ele almak da çok şey değiştirecektir. Bu yazımda her ne kadar öz şefkatin avantajından bahsetmiş olsam da, bu sağlıklı kriterlerle oluşturulmuş bir öz saygının önemini azaltmak amacıyla yapılmamıştır. Başkalarına gösterdiğiniz şefkati kendinize çevirebilmeniz ve şefkatinizin gücünden yararlanabilmeniz dileğiyle… Uzm. Psk. Malik Kubilay Çadırcıoğlu Kaynak: Self-Compassion

  • Hedefe Ulaşmayı Beklemek

    Florida Üniversitesi’nde Profesör Jerry Uelsman fotoğrafçılık sınıfındaki öğrencilerini iki gruba ayırır ve birinci gruba dönem sonunda ne kadar fazla fotoğraf getirirlerse o kadar yüksek puan alabileceklerini, ikinci gruba da getirdikleri tek ‘mükemmel’ fotoğraf üzerinden değerlendirileceklerini söyledi. Sene sonunda şaşırtıcı bir şekilde en güzel fotoğrafların birinci grubun getirdikleri arasından çıktığını buldu. Çünkü tüm dönem boyunca birinci grup sürekli fotoğraf çekmekle meşgulken, ikinci grup mükemmel fotoğrafın hangi açıdan, ışıktan daha iyi çekileceğini tartışmakla meşguldü. Yaşamda hedeflere ulaşmak için sergilenecek iki temel davranışı gördüğümüz bu örnekte bahsedilen davranışların birinin diğerinden daha iyi olduğunu söyleyemeyiz. Plan yapmak, hedefe ulaşmak için atılacak adımlar hakkında hazırlık yapmayı sağlar ve süreç içerisinde kaynaklarımızı güçlendirmemize yardımcı olur. Ancak bizi istediğimiz hedefe ulaştıracak aktif adımları sağlamaz. Harekete geçmek, denemek ise olumlu ya da olumsuz sonucun ortaya çıktığı aktif bir süreci barındırır. Örneğin sağlıklı yaşamla ilgili araştırmalar yapmak kitaplar okumak hazırlık sürecini barındırır ancak herhangi bir eylem içermez. Ortamımızı düzenlemek, abur cubur alışveriş listesinden çıkarmak, egzersiz rutini oluşturmak bahsettiğimiz hedefle uyumlu olacak eylemleri barındırır. Uzunca bir süre yaşam içerisinde isteklerimi tek tek yazdığım, hedeflerime ulaşmak için aşmam gereken yolları düşündüğüm, daha önce benim istediğim yollardan geçmiş kişilere tekrar tekrar sorular sorduğum bir dönem oldu. Bu ‘adımları’ atarken kısa rahatlamalar yaşasam da günün sonunda olduğum yerde kendimi buldum. Yukarıdaki hazırlık ve hareket evresini etkili bir şekilde kullanamama süreci içerisindeydim. Çünkü hedeflerle ilgili çalışmak, en iyisi nasıl olur diye bilgi toplamak kısa süreli rahatlatmalar sağlasa da aktif adım atmamanın rahatsızlığını da yaşıyordum. Çünkü plan ve hazırlık yapmak harekete geçme zorlu adımını ertelememe sebep olan bir araçtı. Hedefimle ilgili uğraşılarımın olması beni rahatlatıyor ancak aktif adım atmamın önüne geçiyordu. Denemek ve her denemenin sonrasında süreçle ilgili ilerlemeyi görmek motivasyonun da artmasını sağlar. Sonuç olarak hayatınıza yeni bir alışkanlık katmak istiyorsanız mükemmeli beklemek ve mükemmelin nasıl olacağı ile ilgili zihinsel süreçlerle meşgul olmak yerine adım atmak ve bu adımlarda sürekliliği sağlamak en etkili yol olacaktır.

Hepsini Görüntüle

Diğer Sayfalar (12)

  • KISA YAZILAR | İki Psikolog

    17 Eyl 2 dk. Battı Balık Yan Gider Etkisi Hepimizin değiştirmek ya da düzenlemek istediği davranışlar vardır. Bunlar; sigarayı bırakmak, kilo vermek, verilen görevleri düzenli... 1 Ağu 2 dk. Hedefe Ulaşmayı Beklemek Florida Üniversitesi’nde Profesör Jerry Uelsman fotoğrafçılık sınıfındaki öğrencilerini iki gruba ayırır ve birinci gruba dönem sonunda... 7 Haz 1 dk. Stresle Baş Etmede Etkili ve Etkili Olmayan Stratejiler Stresli bir durum karşısında rahatlamak için uygulamaya meyilli olduğumuz bazı baş etme stratejileri uyguladıktan sonra daha da kötü... 20 Ara 2020 1 dk. Mutlu İnsanların Özellikleri Mutlu insanların özellikleri nelerdir. Mutlu olduğumuzu nasıl anlarız? 26 Eki 2020 1 dk. Gülmekle İlgili İki Gerçek Komik bir şeyler olmadığı halde güldüğünüz anları hatırlamaya çalışın. Bir cenaze evinde, korktuğunuz bir ortamda, kendinizi suçlu... 24 Eki 2020 2 dk. Korkularımızdan Arınmak Bölüm - Dayanıksızlık Şeması Geçen günlerde şema terapi yaklaşımı üzerine okuma yaparken, dayanıksızlık şemasının (içten içe beslediğimiz... 20 Eki 2020 1 dk. Günlük Plan Yapmanın Önemi Bugün yapmanız gereken birçok şey vardı ve hiçbir işe koyulamadınız mı? Ya da harekete geçmenize rağmen yeterli ilerlemeyi kaydetmeden... 18 Eki 2020 1 dk. Partner İle İlgi Alanlarını Birleştirmek Dünkü postumuzda neden hobi edinmemiz gerektiğine değinmiştik. Hobi deyince aklımıza genellikle tek başımıza yaptığımız, el işleri,... 17 Eki 2020 1 dk. Neden Bir Hobi Edinmeliyiz? Günlük hayatımız çoğu zaman bir rutin içerisindedir. Hayatta kalmak için birincil ihtiyaçlarımızı karşılamak tabi ki önceliğimiz olur. Bu... 16 Eki 2020 2 dk. COVID Yalıtılmışlığı Covidle birlikte yaşamımızda birçok şey değişti. Covid öncesi cuma günü planları akşam arkadaşlarla dışarı çıkmak, haftasonu için... 16 Eki 2020 1 dk. Empati Molası: Ebeveynlerimize Karşı Zaman zaman çocukluğumuza dönüp baktığımızda annemizin ya da babamızın bize yaptıklarını ya da yapmadıklarını düşünüp hayal kırıklığı,...

  • İki Psikolog | Psikoloji ve Yaşam Blogu | Online Terapi

    İki Psikolog; Uzm. Psk. Duygu Çankaya Çadırcıoğlu ve Uzm. Psk. Malik Kubilay Çadırcıoğlu'nun güncel ve bilimsel kaynaklardan yararlanarak hazırladığı öz yardım nitelikli blog yazılarını ve online terapi seçeneklerini bulabileceğiniz bir web sitesidir. ONLINE TERAPİ BLOG YAZILARI Güncel Yazılarımız Kısa Yazılar Battı Balık Yan Gider Etkisi Psikoloji Öz Saygı ve Öz Şefkat Üzerine Kısa Yazılar Hedefe Ulaşmayı Beklemek Uzmanlarımız Uzman Psikolog Duygu ÇANKAYA ÇADIRCIOĞLU Beni Tanıyın Uzman Psikolog Malik Kubilay ÇADIRCIOĞLU Beni Tanıyın Bize Ulaşın Bize Ulaşın Online Terapi hizmetimizle ilgili bir sorunuz olursa mail yoluyla, whatsapp üzerinden mesaj atarak ya da iletişim formunu doldurarak bizimle iletişime geçebilirsiniz. Uzm. Psk. Duygu ÇANKAYA ÇADIRCIOĞLU +1 437 255 3602 psikologduygucankaya@gmail.com Uzm. Psk. Malik Kubilay ÇADIRCIOĞLU +1 437 256 9397 psk.kubilay@gmail.com İletişim Formu Ad Soyad E-posta Telefon Bize bir mesaj bırakın... Gönder Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

  • Yaşam | İki Psikolog

    28 Oca 4 dk. VEDA Yazmak duyguları yansıtmanın en güzel yoludur. Eşimle Kanada’ya taşınıyoruz. Akhisar T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan ayrılmadan... 14 Eki 2020 3 dk. Bir Kadın Ne İster? Hem erkeklerin hem de kadınların sıklıkla sorduğu bir soru olsa gerek bu. Bir kadın ne ister? Biraz gözlemlediklerim ve dinlediklerimden... 4 Haz 2020 5 dk. Yeni Bir Hobi Edinmek Başlığı okuduktan sonra kendinize ne hobisi, zaman mı var? diyebileceğinizi tahmin edebiliyorum, en azından bazılarınızın. Sanırım... 11 Nis 2020 4 dk. Karantina Günlüğü Bu yazı karantinada geçirdiğim sürenin başlangıcını anlatmaktadır. Zorluk, mücadele, tecrübe, yorgunluk, öfke, dayanışma ve daha nice... 9 Şub 2020 2 dk. Sydney Günlüğü: Yeni Bir Hayatı Keşfetmek Uzun zaman önce planlayıp, üzerinde çokça düşünüp bir çırpıda çıktığımız bir yol hikayesi… Avustralya yolculuğu ve hissettiklerim... 31 Ara 2019 5 dk. Yeni Yıl Notu Yeni yıl için yeni davranış hedefleri belirlemek ve yeni başarısızlıklar yaşamak birçoğumuz için alışıldık bir durum olsa gerek. 10 Ara 2019 4 dk. Sevgi Tohumları Yaşamına canice son verilen kadınları anarken, gelecek nesillere güzel bir ülke bırakabilmek için sorumluluklarımız olduğunu düşünüyoruz.

Hepsini Görüntüle
bottom of page