top of page
  • ikipsikolog

Bir Şeyler Satın Almak Bizi Gerçekten Mutlu Eder mi? Parayla Saadetin Yolları


Süleymanlı Kasabası, Akhisar, 2020.

Sıkıldığımız, yorulduğumuz, kendimizle ilgilenmek istediğimiz, kendimizi ödüllendirmek istediğimiz dönemlerde; hayatımıza bir farklılık katmak ve mutluluğumuzu arttırmak amacıyla bir şeyler satın alma eğilimini belki de hepimiz gösteriyoruzdur. Yeni bir telefon, yeni bir araba, bir bilgisayar, bir kolye, bir elbise, bir aksesuar ve daha neler neler istiyoruz. Para ile neler yapabileceğimizi dünya çapındaki büyük firmalar bize çok güzel gösteriyor. Bu model diğerinden daha iyi kameraya sahip, bu araba daha küçük motorla daha fazla güç üretiyor, bu bilgisayarın ağırlığı daha az, bu elbise yeni moda vb. klişe tanıtım cümleleri bizde yeni bir eşya alma isteği oluşturmak için gayet yeterli olabiliyor. Ancak işin ilginç yanı şu ki, aldığımız eşyaların çoğu, gerçekten ihtiyaç duyduğumuz için değil; mutlu olacağımızı düşündüğümüz için ya da ’yeni’yi elde etmeye dair dürtülerimizi kontrol edemediğimiz için aldığımız ancak kısa süre içerisinde bize geçici olarak verdiği heyecanı gerisin geriye alan eşyalar oluyor. Sahip olmak istediklerimiz, sahip olduktan sonra kıymetini yitiriyor.


Buraya kadar yazdıklarım, özgün bir tespit ya da bir araştırma sonucu değil. İnsanoğlu olarak hep beraber tecrübe ettiğimiz bir durumun özeti niteliğinde. Yani aslında birçoğumuz yeni eşya almanın bizi uzun vadede mutlu etmeyeceğini biliyoruz. Ancak yine de yeni şeyler almaya dair merakımızı dizginleyemiyoruz.


Amerikalı bir manevi öğretmen olan Adyashanti, insanların gerek duyulmasa dahi yeni eşyalar almaya dair sahip olduğu dürtüyle ilgili şöyle bir şey söylemiş; “Bir şey satın aldığımızda ve istediğimiz ürünü elde ettiğimizde, geçici olarak mutlu, huzurlu ve tatmin olmuş hissederiz. Ancak böyle hissetmemizin asıl nedeni istediğimiz şeyi elde etmiş olmak değildir, kısa bir süreliğine de olsa, yeni bir şey istemeyi durdurmuş olmamızdır.” Bu cümle bana gerçekten “işte bu” dedirtti. Bir kez daha bizi mutlu eden şeyin, herhangi bir dış uyarıcı değil, zihnimizin içindeki düşünceler olduğuna ikna oldum.